5 Aralık 2015 Cumartesi

Bizim oralara ait kelimelerden devam edeyim :))

Külfet : sülale 

 Yakın zamanda bizim oradan bir teyze vefat etti. Geride de eşi kaldı. Ablamla da konuşuyoruz;
- Bu ölen teyzenin eşi nerede kalacak; külfeti yok mu bunun ? diye..
 Eniştem de yanımızda; 
-Külfet ne ya? Tabii herkesin popisi kendine :)


Anladım ki bu kelime de bize ait.. :))

Külfet: sülale anlamında kullanılır biz de..

Başka aklıma gelenlerden ;

sebi : çocuk

paçi: kız 

uşak : erkek 





28 Kasım 2015 Cumartesi

2.Uluslararası Öğrenci Kongresi

Geldik 2. Uluslararası Öğrenci Kongremize...

Daha önceden okumayan vardır. Ne kongresi?, Nerden çıktı bu diyenlere kısa bir özet geçelim...

Biz Sakarya Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Topluluğu Öğrencileriyiz.Yani bilinen adıyla ULİT'iz.. :)


Geçen sene konu başlığımız:  "Türk Dış Politikası'nda Ermeni Meselesi"
Bu sene ise "Güvenlik"


Kongremiz yine geçen seneki gibi üç gün sürecek. İlk iki gün sunumlar yapılacak.Üçüncü gün ise gelen arkadaşlara Sakarya'yı tanıtma amaçlı küçük bir gezimiz olacak.

Bu sene kongremizi yeni Hukuk Fakültesi Binamızda yapacağız.
Açılışa geçen sene olduğu gibi rektörümüz Muzaffer Elmas ve Bölüm Başkanımız  Kemal İnat da katılacak.

Geçen sene geçirdiğimiz güzel günleri bu sene de geçiririz inşallah.. 



Katılmak isteyen arkadaşlarımız 
http://www.saukampus.com/sakarya-universitesi-ii-uluslararasi-ogrenci-kongresi

Facebook adresimiz : sauuluslararasiiliskilertoplulugu
Twitter adresimiz: @sauUlit
Bu adreslerden bize ulaşıp bilgi edinebilirler.. 

Şimdiden teşekkürler...

:))

16 Kasım 2015 Pazartesi

Rize Ağzında Bilinmedik Kelimeler..

Her yörenin kendini özgü bir ağzı vardır. Bunun yanında kendine özgü kelimeleri de...Ben tabi Rize'yi biliyorum. 

Bir keresinde arkadaşımla yemek yerken konuşmasını bölüp "bir dakika tırmata düştü" dedim. Arkadaşım anlamadı. Ama biz de Tırmata çok kullanılan bir kelime olduğundan zannediyorum ki bu kelimeyi herkes biliyor, arkadaşım da duymadı. 



Bir kaç kere tekrarladım. Anlamadı tabi... 

Neyse lafın kısası Tırmata biz de ekmek kırıntısı demek.



Bu olaydan sonra farkettim ki bazı kelimeler bizim yöreden, yani herkes bilmiyor ..

Örneğin ;

 Şaşal : Şişe (plastik şişe daha çok )

 Paçi : kız

ortlamak : yastık, yatak gibi bir eşyayı silkmek, tabiri caizse kendine getirip örtüsünü vs sermek.. (bir kelimeyle bütün işi açıklıyor yani :)

Harçi : Uzun direk (fasülye dikmek için kullanılır genelde. bir ucu toprağa rahat geçsin diye sivridir.)


Sirik: İnce uzun direk 

(boy sirik akil fisirik = yani boy var ama akıl yok ) :D

Verhasıl devamını aklıma geldikçe eklerim.

Hee bir de ;
Yöre halkının bildiği ingilizce kelime ise :
Ekisper (telaffuz şekliyle) : Çayları alım yerlerinde tartıp not eden görevli  :))

çay bezlerini kantara üst üste koyup tartarlar. 






12 Ekim 2015 Pazartesi

Yurt mu Ev mi deseler... ?

         Her yurt aynı mı bilmem, her yurtta da iyi arkadaşlara denk gelir misiniz bilmem... İlerde bu yurtla veya arkadaşlarla bir sorun yaşar mıyım onu hiç bilmem.. Ama şu anda aşayiş berkemal...:)





     Şunu itiraf etmeliyim ki önceki kaldığım eve nazaran  buradaki insanlar daha arkadaş canlısı..


                                      
Dersler henüz tam başlamadığı için oturup sohbet etme, beraber televizyon izleme hatta başka odalardaki arkadaşları da çağırıp çekirdek çıtlama merasimleri yaptık. 


                                           :))

Yemek, temizlik yurda ait olunca zamanınızın çoğuda siz kalıyor. 

Tabi şu soru akla geliyor hemen: istediğiniz yemeği yapamıyorsunuz ki? Yani açıkcası siz öğrencisiniz.Bunu kabul etmeniz lazım..Bulduğunuzla yetinmeniz lazım..


                                             :D

Zaten evde yaşayanlar bilir. Her daim istediğini evde de yapamıyorsun. Çünkü sınırsız para ve zaman diye bir şey yok.. 


Kaldığım yurt Sakarya, Çark Caddesi'nin arka tarafında Adaçark Yurdu...
Yemek saatleri sabah 7-12 arası.
Akşam 6-11 arası.
Ücretsiz çay da bu saatler arasında var. 
Her hafta iki gün oda temizliği yapılıyor. 

Lafın kısası iyi bir yurt...Sakaryayı kazanan arkadaşlara ya da yurt arayanlara tavsiyemdir.. :)








24 Temmuz 2015 Cuma

KÖYDE RAMAZAN... :)

      Bu sene Mübarek Ramazan Ayı'nda Rize'de köyümüzdeydik. Ramazan'a girmemize bir gün kalmıştı ki arazideki kalan çayı bitirdik. Ramazan'da çay kesmek, taşımak zahmetli... Allah'a şükür önceden bitirdik. :)



Verhasıl Ramazan'a gelirsek...

 Sahura kadar evin küçükleri olarak ben ve kuzenim oturduk. 
Sahur vakti'nde Rize de davullar çalınmaz, sahur selası verilir ya da ilahilerle müminler uyandırılır.
                                                                                                                 

                                    "Cevizlik Camii"

Biz de etraftaki komşuları da uyandırır.
 Bi alt kata inip kuzinayı yakar. Yemekleri ısıtırız.
 İşin kötü yanı gece karanlığında ahırdan odun almak olur. O da halledildi mi, ev ahalisi uyandırılır. 


                                          "kuzina"

Ardından kedimiz camımızın veya kapımızın önüne yatıp sofradaki payını ister. Aynısı iftar vakti içinde geçerli tabi.. :)



İftar vakti...

Zaman geçmeyince köyü bir turlar geliriz. Yemekler hazırdır ve sofranın kurulma işi bulaşık işi bize aittir.

Vee eğer yaylaya çıkacaksanız. Bizin gibi Ramazan ayını tercih etmeyiniz.. :))




                                        "ovit yaylası"

31 Mayıs 2015 Pazar

Öğrenciyken Kazanılan Yetenekler...

Biten bir dönem...

Geride çok şey bıraktım...

Öncelikle şunu paylaşmak istiyorum ki apart evde kalmak yanınızda güvendiğiniz, sevdiğiniz bir insan varsa rahat oluyormuş. O kişi değişirse, bireyselleşirse sizin için çok zor oluyormuş. O nedenle Allah nasip ederse yurda çıkmayı düşünüyorum. Baştan beri sevmemiştim yurtları ama olsun sıkıntılı bir insan değilim,ayak uydururum diye düşünüyorum. 

Mesele... 


  • Her türlü yemeği yiyebilirim. Bakınız;


  • Çok acıkırsam yemek saatine denk gelemezsem 1 tl ye makarnekse başvururum.. Ekmeği bandıra bandıra yerim...(üç çay bardağı su 1 dk makarnesk )

  • Her yerde, her seste  itinayla uyunur." 2 dakika bir uyuyayım" derim 2 saat sonra uyanır, ortalığı toplar tekrar yatarım. 

  • Ders çalışmak için de masaya gerek duymam.yatak üstü çalışırım. Yazı yazmak için laptop  ya da başka düz, kalın bir şey bulurum.





Yani sıkıntı yok. Aslında bakarsanız sokakta bile yaşayabilir türden kabiliyetler edinmişim.. :D




24 Nisan 2015 Cuma

SAÜ- ULİT

Uzuunnn bir aradan sonra geldim.. 
O ara ne yaptım derseniz: SAÜ I. ÖĞRENCİ KONGRESİ...

25 farklı şehirden arkadaşlarımız "Türk dış politikasında Ermeni meselesi" ile ilgili sunumlarını yaptılar. 

Üç gün sürdü. İki gün konferansla devam etti. Üçüncü gün arkadaşlarımıza Sakaryayı gezdirelim dedik.Bütün bu programı yapan isim de ULİT... yani Uluslararası İlişkiler Topluluğu oldu. Verhasıl bu ekip;


Tanıtım lazımdı deyip tanıtımı yaptım. Söylemek istediğim öğrenci kongreleri yapanlar açısından hem yorucu hem zevkli oluyor. Katılanlar açısından da hem gezme hem eğlenme hem de bilgi edinme yolu...

Kongrenin ilk günü tahmin edildiği gibi heyecanlı geçti. Ama sanırım bunu demeden geçemeceğim: Ekibin en iyi yanı eğlenmeyi bilen insanlar olmamızdı. Böyle olmamız o günleri unutulmaz kıldı aslında...

Kongrenin açılışını ulit başkanı Kübra Kayaokay,  tarih bölümü hocamız Haluk Selvi ve rektörümüz Muzaffer Elmas ile yaptık. Heyecanlı ve koşuşturmacalı geçen 1. günden sonra 2. gün daha kolaydı.

İkinci günün sonunda katılımcı arkadaşlarla Ormanpark'ta şarkılı, türkülü eğlendik.


Üçüncü gün Hendek-Bayraktepe'ye gitti. Orada güzel bir kahvaltı yapıldı ve eski belediye başkanı Ali İNCİ bize Bayraktepe'yi, kültür evini tanıttı ve gezdirdi. 
Oradan Selman Dede Türbesine gidildi ve son durak olarak da güzel bir yerde güzel bir balık restoranında öğle yemeğimizi yedik. 

İkinci de kısmet olur inşallah... Bekleriz :))

21 Şubat 2015 Cumartesi

Araba Kullanan Güvercinler

Küçükken Rize-İstanbul arası yaptığım sıkıcı otobüs yolculuklarından hayalimde canlandırdığım güvercinler sayesinde kurtulurdum. Neden güvercin? Bunu ben de bilmiyorum. Güvercinlerle ilgili nasıl bir hayal kurabilirim..? Anlatayım...

Komik gelebilir tabi, lakin küçükken eğlencemdi benim. Gerçekteki güvercinlerden daha küçük güvercinler düşünün. Sonrada bunların kendi yöntem ve bilgileriyle yaptığı, uzun yol için güvercinlerin ihtiyacı olacağı her şeyin olduğu karavan tarzında yıkık dökük bir araba düşünün. Sevgili güvercinlerim uçmak yerine beni bu arabayla takip eder, önemli vazifeler üstlenirlerdi. 


Tabi şu an o görevleri hatırlamıyorum. Lakin güvercinlerin çok tehlikeli yolculuklar yaptıklarını biliyorum. Beni takip ederek bu tehlikelere girmelerinin nedeni ise çocukken de henüz sökemediğim o önemli vazifemi yapmamı istiyor olmalarıydı.


Lafın kısası yolculuklar beni sıkar, kendi hayal dünyamdaki olaylar beni mutlu ederdi. Fakat o hayal dünyam büyüdüğümü hatırlatıp güvercinlerden beni uzaklaştırmıştı. Hala merak ederim, acaba görevim neydi? :)


18 Şubat 2015 Çarşamba

Türk Yapımlarında zikir sahneler 2

KURTLAR VADİSİ FİLİSTİN- HZ. EBUBEKİR KASİDESİ



Irak yapımında dönerek yapılan zikir burada kare şeklini almış ve yine kol kol girerek zikre başlanmış.
Karşı karşıya dizilmiş grupların ileri geri adımlarıyla zikir yapılır.




Burada yapılan zikir Irak'taki gibi aydınlık bir yerde değil, hafif ışık alan bir yerde yapılmıştır. Çünkü Filistinliler İsrail askerlerinden saklanmaktadır. 
Verhasıl  Ebubekir Kasidesi ilahi halini almış ve zikir bu ilahiyle yapılmıştır.
İlahinin filimde geçen sözlerinin Türkçe anlamı şöyledir :



Lutfunu esirgeme Ya Rab, bu kuluna ki azığı pek az
İflas etmiş olsa da sadakatle yine kapına geldi Ey Celil!
Beni yakan ateşe de "ber'ü selam ol! "de Ey Allah'ım
Bir zamanlar Halil hakkında dediğin gibi
Kafi sensin, Şafi sensin, Evvel- Ahir her işte



Sen benim Rabbimsin,Sen bana yetersin, 
Sen bana ni'mel Vekilsin
Nerde Musa, Nerde İsa, Nerede Yahya, Nerde Nuh?
Sen Ey asi nefis,Dön de Celil olan Mevla'yı bul!

Ama izlemesi daha güzel değil mi :))





15 Şubat 2015 Pazar

Türk Yapımlarında Zikir Sahneleri 1

 Kurtlar Vadisi Irak - Havar Geylani

En sevdiğim zikir sahnesidir.Filmde de en beğenilen sahne olmuştur. Zikri bu zamana kadar kötü anlatan ve bunu da  şuursuzca kendinden geçme olarak tanımlayan Türk yapımcıların bakış açısının bu filmle değiştiğine inanıyorum.



"Havar Geylani" eşliğinde yapılan zikirin öncesinde Şeyh'in Irak'ın durumu için yaptığı duada İslam Dünyasının durumu da anlatılmaktadır.


Dua şu şekildedir.

Ya Rabbim işittik ve itaat ettik.


Allah muhakkak işinde galiptir.


Görünen ne olursa olsun ki,kim yenerse yensin,



kim yenilirse yenilsin,




Galip olan,hakim olan,


yapan yaptıran sensin..


Ya Yarab!



Sen ki Muhammed Mustafa ' ya (s.a.v) dahi yenilgi sınavını yaşatansın. 


Sen zulmetmezsin Ya Rabbi 


İnandık tasdik ettik...


Zulmeden biziz Ya Rabbi!




Senin yoluna kenetlenmeyip benlik hevesiyle ayrı düşüp 



Bütünlüğümüz için kendimize zulmettik.


Biz bize zulmettiğimiz için düşmanda şimdi bize zulmediyor.


Bütün zalimlerden ve senden sana sığındık Ya Rabbi...




Bizler gafil olduk,günahkar olduk, malup olduk, mahkum 

olduk...



Kur'an ve Sünnet'in hikmetleriyle uyanamadık.



Sen bizleri düşmanın saldırılarıyla uyandırdın.

Şimdi Lütfeyle Ya Rabbi!!



Bizlere bu saldırıları defedecek güç ve enerji ver.


Bizlere bilinçli sabır ve sebat ihsan eyle...



Ya Rabbi!!!



Bize barış dini İslam'ı getiren kutlu Peygamber'in (s.a.v) 


hürmetine O'nun mecbur kalıp

savaştığı vuruşma hukuku ve ahlakından ayırma Ya Rabbi!!!


(Amin)



Ve zikir başlar...


Zikir sahnesini aşağıdaki linkten izleyebilirsiniz. 

 https://www.youtube.com/watch?v=R2dBzi8D6ho

6 Şubat 2015 Cuma

Kendi penceremden Harem :)

Üsküdar'da Çiçekçi'nin aşağısında  otobüslerinin kalktığı Osmanlı döneminde hacca gidenlerin uğurlandığı yer : Harem


Geçmişte bilmem ama günümüzde Harem'de hep bir hüzün baş gösterir.



Çocukken Rize'ye giderken kullandığım uzun yol otobüslerini beni İstanbul'da geride bıraktıklarım olduğu düşüncesini oluşturduğu için hiç sevmedim...  
Otobüs gelir, valizler yerleşir. Valizlerin rengi şekli ve yeri aklınıza kaydedersiniz ve otobüste yerinizi alırsınız. Sizi uğurlayanlar, şoför arabayı çalıştırır çalıştırmaz aşağı inip dışardan el sallar. Veee o uzun yolculuk başlardı...




Şimdilerde bu yolculuğu sıklıkla Sakarya-İstanbul arasında geçiyorum. Yaklaşık iki saat...Bu sıralarda Harem'in farklı bir yüzünü gördüm. Siz valizinizle giderken elini valizinize doğru uzatıp "abla Bursa mı?" , "Kocaeli ablaaa, buyur!", "Neresi ablacım?"... Bütün bu esnaf Harem'e canlılık katıyordu. 
Vee Harem sizi farklı bir yerlere götürebilen bir kapı görevi üsleniyordu...


Kısa yol otobüsleri haremin giriş kısmındadır.  Hareme artık iki saatlik sıklıkla yaptığım yolculuk için illa birinin beni uğurlaması gerekmiyor. Bu üzücü gibi dursa da değil... Sürekli uğurlanmak arkanızdakileri hatırlatmanıza neden oluyor ve bu sizin kafanızı dinlemek için çıktığınız yolcuğu zorlaştırıyordu.



Hareme yolunuz düşerse etrafa daha dikkatli bakın.. Elbet bir şeyler bulacaksınız  :)