Merhabalarrrrr...
Uzun bir süre ortalıklarda yoktum.
Bunun nedeni: Yazacak bir şey bulamamam...
Evet, cidden yazacak hiçbir şey
bulamamıştım.
TIptaki ismine: yazar/şair tıkanması da diyebiliriz... :))
Verhasılllllllllll.....
Gelelim konumuza....
Bahsedeceğim yayla geçen bir yazımda da ismi geçen Rize-OVİT yaylası…
Rakım : 2640
Ağaç yok; taş,ot,ve yükseklere doğru çıktıkça çeşitliliği artan çiçekler… Bir de dağ başı gölü…
Gölün altı derin bir boşluk olduğu için "insanı çeker" derler ve o yüzden gölde ilerlememeye dikkat edelir.
Yaylanın havasına gelince...
Yaylanın havası belli olmaz. Bir anda soğuk bir anda sıcak olur. Güneşi de yakar ayazı da.. Suları bağrınızı delecek kadar soğuk..Bunun nedeni de temmuz ayında dahi erimeyen kar.. :)
Yayla da karşınıza çıkacak diğer unsur :
Aslında onlar yaylanın daimi üyeleri.. Onların yanında misafir olan siz oluyorsunuz.:)
Bu inekler sabah ahırlarından çıkarılır ve salıverilir.Giderler istedikleri yerde otlar yayla hayatının bittiği ikindi vakti evlerinin yolunu tutarlar. Onları kimse gidip almaz. Onlar evlerini ve ahırlarını bilirler ve asla karıştırmazlar. Bunun için de eğitim almamışlardır. Yengemin deyimiyle: hayvanların aklı vardır, sadece fikirleri yoktur. :)



