25 Ağustos 2014 Pazartesi

Karayemiş

Her zaman yanından geçilen ama ne olduğu çoğu kişi tarafından bilinmeyen ağaç: Karayemiş Agacı


Ağaç en çok Karadeniz Bölgesi'nde yetişip sevilmesine karşın Türkiye'nin bir çok yerinde bile görülebilir. İstanbul Üniversitesi'nin Edebiyat Fakültesi'nin girişinde bile var. Fakat kimsenin dikkatini çekmiyor. Çocukken oyun oynamaya daldığımızda eve gidip yemek yemek yerine en yakınımızdaki karayemiş ağacına tırmanır, karnımızı doyururduk.  Meyvenin  şeker hastalığı olmak üzere bir çok hastalığa da iyi geldiğini sonradan öğrenecektik. Dalları kırılmaz fakat çok esnektir. Yani korkutur ama öldürmez. :))

Yalnız bunu yiyen arkadaşlarım beğenmeyebiliyor. Tadını çok nahoş bulabiliyorlar. Doğrudur. Çünkü  karayemişin bir çok çeşidi var. Kimisi nahoş bir tat verirken kimisi ağzınızı simsiyah yapabiliyor. Benim bildiğim karakarayemiş, kastaniça (kiraz) karayemişi, Trabzon karayemişi olmak üzere üç çeşidi var. 



Halamdan aldığım detaylı bilgiye göre karakarayemiş simsiyah, zeytin gibi olur. Kastaniça Karayemişi kıpkırmızı olur. Ağza nahoş tadını veren bu karayemiştir. Trabzon karayemişi de bordo renginde olur. Bize karayemiş kelimesi uzun geldiğinden "karamiş" de deriz. Farklı farklı isimlerine de rastlayabilirsiniz.

Sözün kısası gördüğünüz yerde bir tadını deneyebilirsiniz. Zannedildiği üzere yabani bir meyve değil...  :)

23 Ağustos 2014 Cumartesi

Toprağımızın Kokusu...

Keniza Mourad...


   Beşinci Murad'ın torunu olan yazar 20 yaşına kadar Fransa'da yaşamış ve bu yaşından sonra aile kökeni nedeniyle İslam'a yönelmiştir.Yazarımız Türkçe konuşamamaktadır. İlk kitabı Saraydan Sürgün'de annesinin hayatını anlatan yazarın bu kitabı çok ilgi görmüştür.Yazarın ikinci kitabı ise "Toprağımızın Kokusu-Filistin ve İsrail'in Sesleri"...



Filistin'e giden yazar orada çeşitli kişilerle yaptığı görüşmeleri kayıt altına almış ve bu kitabında görüşmelere yer vermiştir. Hem Filistin hem de İsrail kanadından farklı görüşlerde bir çok insanla görüşen Mourad, kitabını insan haklarını göz önüne alarak yazmıştır.

Yazar nedensiz yere  Filistinlilere ateş eden İsrailli askerleri anlatırken sırf bu yüzden askerlikten istifa edip Filistinliler'e yardıma giden İsrailli askerlerden, Filistinlileri Ürdünlü Araplar olarak gören doktordan onların hakları için savaşan İsrailli avukata ve İsrailli Araplara  kadar her kesimi anlatan yazar, Filistin topraklarındaki bu durumun İsrail'in zorbalığı yüzünden olduğun altına çizer. Çünkü İsrail BM'nin hiçbir kararına uymamış ve bölgede kabul görmek istemek yerine bölgede hedef olarak görülmesine kendisi neden olmuştur.

        

Bölgede özellikle İntifadadan sonra gerilim artmış ve İsrail- Arap ayrımı keskinleşmiştir. İsrailliler bölgede rahatça hareket edebileceğini düşünürken intifada olayları bu görüşü yerle bir etmiş. Filistinliler'e nefret duyan İzak Rabin'i şu sözleri dünyada terörist olarak görülen Filistinliler'in masum olduğunu ortaya çıkarmıştır: "Bacaklarını kıracağız bir daha koşamayacaklar, ellerini kıracağız bir daha taş atamayacaklar". 

Keyfi verilen dışarı çıkma yasakları yüzünden okula gidemeyen fakat ilerde kuracakları devlet için okumaya önem veren Filistin halkının içinden kişilerle görüşen yazar, Filistin halkının Oslo Antlaşması'ndaki başarısızlık nedeniyle artık dünyaya güvenmediği fakat her şeye rağmen hayatlarına devam etmeye çalıştıklarını da gözler önüne serer. Ellerinde savunmak için hiçbir şeyleri olmayan  Filistinliler "canlı bomba" olarak ölmeyi hak olarak görür. Fakat bunu İsrail'in yapmak istediği şey olarak gören Filistinliler de var. "İsrail dünyaya Filistinliler'i böyle göstermek istiyor" diyorlar. Oysa Filistinliler'i buna itenin onlar olduğunu görmüyorlar.

Yazar her kaldığı Filistinli'nin evinde onların yaşamına birebir tanık olur. Açlık, sürekli kesilen sular, hepsinden beteri ölüm tehlikesi... Taş attığı bahanesiyle öldürülen çocuklar, gençler... Yazar her gittiği evde bir çocuğun veya gencin ölüm hikayesini dinliyor. Oysa onlar sadece haklarını korumak için silahlara karşı taş atıyor. Yazarın bölgedeki psikiyatr arkadaşı şu tespiti yapıyor: Bölgede taş atan çocuklar atmayanlara göre geceleri daha rahat uyuyorlar. Psikolojik olarak görevlerini yerine getirdiğine inanıyorlar.



Bunları görüp Filistin'e yardım etmek isteyen İsrailli "Siyahlı Kadınlar" her gün belirli saatlerde Filistinliler'in hakları için toplanıyor. Fakat bu onlar için de kolay değil. Çünkü onlara ağza alınmayacak türden hakaretlerde bulunan İsrailliler'e yazar gözleriyle tanık olmuştur. Aynı zamanda "İnsan hakları için mücadele eden hahamlar" topraklarından alınmış temel gereksinimlerini zorluklarla karşılayan çoğu zaman karşılayamayan (yardım kuruluşları sayesinde ayakta kalan) Filistinliler'in ekip biçtikleri mahsulleri toplamasına yardım eden bir hahamla görüşen yazar, İsrailli askerlerle hahamın tartışmasına ve askerlerin geri çekilmesine tanık olur. "Filistinliler için bu büyük bir başarıdır ve bu başarı diğer köylere de anlatılacaktır". O gece mahsul toplayan Filistinlilerle kalan yazar bu sözlere ve başarıya sevinen Filistinlilere tanık olur. 

İsrailli Filistinliler'in haklarını savunan Avukat Lea'nın sözleri sanırım durumun özeti niteliğindedir : "Eskiden Filistin halkı nefret nedir bilmezdi, şimdi öğreniyorlar, bunu onlara biz öğretiyoruz.Çok iyi öğretmenleriz doğrusu..."


20 Ağustos 2014 Çarşamba

Bizim Mezarlıklarımız...

Rize'yi biraz daha anlatmak istedim. 

           Bizim evin balkonundan çektiğim bu fotoğraf aile mezarlığı... Çaylıkların arasında mezarlık olmasına insanlar şaşırıyorlar.Bizim orada yeterli düz arazi yok ki mezarlığa ayrılsın. Olsa bile insanlar kendi arazilerinde gömülmek istiyorlar.


          Herhalde en iyisini Yahya Kemal söylemiş :  "Biz ölülerimizle birlikte yaşıyoruz". Bu mezarlığın sağ çaprazında da bir mezarlık var ve fotoğrafta çıkmayan sol tarafta da... Onlar ömürlerini geçirdikleri topraklarda duruyorlar. Biz de onların yanında...

Peter Pan

En sevdiğim filmi anlatayım dedim :  "Peter Pan"

2003 yapımı filmin oyuncu kadrosunda;  Şu an 25 yaşında olan aktör Jeremy Sumpter (Peter pan) filmde oynarken henüz 14 yaşındaydı.Wendy rolüyle Rachel Hurd Wood, Mr Darling ve Kaptan Hook rolünde Jason Isaacs, Tinkelbell rolüyle LudivineSagnier ,Smee rolüyle Richard Briers, Mrs darling rolüyle Olivya Willams filmde karşımıza çıkmaktadır.








       Filmin sevilerek izlenme nedenleri arasında Peter Pan'ın uçması, bedeninde sadece tek duygu barındırabilen perisi Tinkerbell', Peter'in ruh haline göre hava durumu alan adası Neverland, Peter'in ondan kaçan gölgesi, deniz kızlarının gizemliliği, bir oyuncak ayının bile birey olarak kabullenilmesi, saat üçte gelmesi gereken baharın erken  gelmesi gösterilebilir.



 Film her gece kardeşlerine hikaye anlatan Wendy ile başlar. 
Wendy'nin hikayelerini dinleyen sadece kardeşleri değildir. Peter bir gece yakalanmak üzereyken kaçtı. Fakat içeride gölgesini bıraktı.Onu almaya geldiğinde ise Wendy ve kardeşleri de Peterle tanıştı ve onunla gitti. Wendy'nin annesi ise her gün camın önünde onların dönmesini bekleyecektir.


Filmdeki en önemli karakterlerden ikisi kötü karakter olan Kaptan Hook ve onun yardımcısı Smee'dir. Peter, Hookla çatışmasında onun bir elini kesmiş ve timsaha atmıştır. Ardından timsah bir de çalar saat yutmuştur. Bu olayın sonucunda timsah, Hook'un tadını çok beğenir ve onun peşine düşer. 
Smee ise Hook'a hizmetle görevli tatlı bir ihtiyardır. Filmin komik kötü adamı Smee'dir. :)



Neverland'deki çocuklar Wendy'yi anne, Peter'i ise baba olarak kabul ederler. Her anne babada olduğu gibi burada da anne ve baba kavga eder.Çünkü Wendy'nin hislerine Peter karşılık vermek istemez. 

Wendy ailesini unutmaktan korkup ailesine geri dönmek ister. Bu sırada yanına Neverland'deki diğer çocukları da alacak olan Wendy gitmeden önce sadece Peter'e ait olacak bir şey verecektir. 

Filmin sonunda Hook da peri tozu sayesinde uçar. Fakat havada kalmak için hep mutlu şeyler düşünmesi gerekir. Kötü bir adam için oldukça zor olan bu iş, onu timsahın midesine gitmekten alıkoyamaz.



Hook'un gemisini ele geçiren Peter ve çocuklar gemiyi yürüten onlarca perinin yardımıyla Wendy ve diğer çocukları eve bırakır. Peter ise Tink'le Neverlend'e geri döner.


Çocuklukla, yetişkinlik dönemi arasındaki zamanı çok iyi anlatan film, çocukların kendi hayal dünyalarında yani Neverland'deki başarılarına rağmen gerçek hayatta sadece bir çocuk olduğuna vurgu yapar. Buna rağmen Peter hep çocuk olarak kalmak isteyecek ve gerçek dünyadan hep uzak kalacaktır. Fakat Peter'in hikayesi nesilden nesile aktarılacaktır.







18 Ağustos 2014 Pazartesi

Rize'den devam edelim.. :)Anlatacak çok şey var da kısa kısa geçiyorum işte.
Mesela "fisko"lar...Biz bunlara "fisko" diyoruz. Küçükken Rize'den İstanbul'a geldiğimde böğürtlen denildiğini öğrendim.



Ama resimde henüz olgunlaşmamışlar, bunlar simsiyah oluyor ve o zaman yeniliyor. Böğürtlen ya da fisko ne derseniz artık :)

17 Ağustos 2014 Pazar

   Bu yaz memleketim Rize'deydim.. Oradan bir kaç fotoğraf getirdim :)

                           Burası Kalkandere-Yolbaşı Köyü / Sırt Mahallesi
Mahalle deyince aklınıza normal bir mahalle gelmesin bizim oralarda mahalleler böyle :).Evler uzak olduğunu için ıslıkla ya da yüksek sesle insanlar birbirine seslenir yankısını diğer mahalle bile duyar.. :))


  
   Burası da Kalkandere- Yolbaşı Köyü/ Merkez Mahallesi  (Benim mahallem :)   
                
     Bu resim evimizin arkasındaki görüntü...Ortada direkler arasında kabaklar var. Eskiden ise kivi ekiliydi. Karşıda gördüğünüz çam ağacının olduğu yer ise mezarlık...Bizim oralarda mezarlığa çam  ağacı dikerler. Çok yetişen bir ağaç olmadığı için mezarlığın yeri belli olsun istemişler.Küçükken yayla yolundaki tepelerde doğal olarak yetişen çam ağaçları vardı. Fakat ben onları mezarlık zanneder; "Ne çok ölü var" diye düşünürdüm. :/ :)
     Geceleri karşı dağların ışıkları yanınca burası çok güzel oluyor. Yengem oraya "Küçük İstanbul" diyor...                                                                                      
                   



yeni geldim..:)

Merhaba arkadaşlar, uzun süredir çeşitli paylaşımlarımı farklı farklı siteler üzerinden yapıyordum. Fakat blokta yazmanın daha eğlenceli olacağını duydum ve denemek istedim.Artık burdayım o vakit.. :)