24 Aralık 2014 Çarşamba

Normal Zamanda akla gelmeyen FİNALLERDE gelir..

          

                   Bizim finaller biraz erken başladı. Vizeyle final arası 3-4 hafta.. Ee bu arada hocaların yaptığı kısa sınavlar vs derken biz ne ara gezelim tozalım ? Finaller yaklaşınca... 


Finaller yaklaşınca "ya çocukken izlediğim bir çizgi film vardı; anımsadım bir izleyek ya"dan , " yeni film gelmiş sinemaya süpermiş, gitsek mi?", "bir yer varmış ortamı müthiş, azcık takılsak mı?,"uzun süredir şu puzzle yapmak istiyordum"  fikirleri zuhur bulur.



Normal zamanda "ya napsak bugün" deyip fikir üretemeyip bütün gün pineklemeyi tercih eden final öğrencisi final yaklaşınca aktif olmak ister. Bunun ders çalışmaktan kaçmak olduğunu kendisinin de bilmesi bir şey değiştirmez.


Finaller gelince ise dersleri biriken final öğrencisi uykusuz geceler geçirir  ve pineklediği zamanları özlemeye başlar. Bir ya da iki hafta olan final haftası onun için güz yarı yılının tamamı belki daha uzunudur. 

Öğrencinin kaderi bu saatten sonra hemen hemen bellidir : BÜT


Ama zaten büte kalmayan öğrenciye şaşarım. Her büt saklı bir haktır.Kullanılmak için vardır. 
Öğrenciler arasındaki fark kaç derstten büte kalındığıdır..:))

16 Aralık 2014 Salı

Demek Ki Nemişşş...

"Demek ki nemişşşş" dedirten bir gündü. En önce öğrendiğim aynı sınıf arkadaşınla sakın eve çıkma ve kararlarında emin ol... 

Bu dönem yurt, apart, ev dediğimiz ne olduğunu bizim de tam anlayamadığımız evde üç kişilik odada kaldığım arkadaşımla sorunlar yaşıyorduk. Sonunda evden ayrıldı. Bu süreci güzel yürüttüğüme inanıyorum. Çünkü kalp kırmadan problemlerden direkt bahsettim, O da düşündü taşındı, kendi kararıyla çıktı. İyi de oldu , yolu açık olsun..

Seçtiğiniz yer bir evse üniversitenize yakın olsun. Çünkü otobüsten indikten sonra eve gel, yemek yap.. Ders çalışma saatiniz çok az kalıyor ve derse başlayacağınız zaman çoktan yorulmuş oluyorsunuz. Eğer yurtsa yemek hazır olduğu için sadece  yol derdi olabiliyor. Ve başta da dediğim gibi sınıf arkadaşınız ya da en yakın arkadaşınızla eve çıkarken üç-dört-beş ne kadar düşünebiliyorsanız düşünün. Sütten ağzı yanan biri olarak konuşuyorum.. Kolay gele.. :))



2 Aralık 2014 Salı

Sakarya Üniversitesi- Uluslararası İlişkiler Topluluğu

Sakarya Üniversitesi- Uluslararası İlişkiler Topluluğu



Yani kısaca ULİT... Ulit olarak bugün ilk seminerimizi  gerçekleştirdik. Başta seminerden çok umutsuzduk. Hatta diğer topluluklar bu semineri neden aldınız, çok gereksiz, hiç gelen olmayacak gibi yorumlar yaptı. Bu nedenle konferanstan çok umutsuzduk. Hatta o kadar umutsuzdum ki ilk tanıtımımız olmasına rağmen heyecanlanıp sabah erkenden kalkmak yerine yattım ve uyudum.

 Konferansta eğitim sertifikası ve katılım belgesi de veriyorduk. Lakin sabah 9.00 ile-12.00 arasıydı ve yan salonda güçlü rakipler vardı.

Konferans başladı ve Hüseyin DURAN beklentilerin çok üstünde bir kişi olduğunu gösterdi. Ortam o kadar samimi ve eğlenceliydi ki 12 de bitmesi gereken konferans 13.30 da bitti. 

Salon bir ara 5-6 gruba ayrıldı ve gruplar ellerindeki on tane çubuk makarnayı birleştirerek en uzun ve ayakta duran bir yapı inşa etmeye çalıştılar. Tepesine de marşmelov konulacaktı. Arka taraftaki mühendis tayfa Eyfel Kulesi'ni örnek alarak makarnaları birleştirmiş ve en uzunu onlar oluşturmuştu. Bir paket makarna ödülünü de onlar aldı haliyle :)).. 

Hüseyin Duran genç, fikirleri olan bir girişimci. Bu genç yaşında bir şirket ortağıydı ve bir çok üniversitede girişimcilik topluluklarını açmıştır. Bizim üniversitede dahil. Batı düşünce ve bilim adamları yerine bize kendi düşünce ve bilim adamlarımızı tanıttı. İbn-i Sina'dan, Vehici Hürkuş'a kadar.. Kendi tarihimizi öğreterek bizi cesaretlendirdi aslında... 

Ulit'e yani bize de tanıtımımız konusunda bilgilendirme yaptı. Hocalara, eğitmenlere çiçek yerine plaket vermemizi söyledi.Kongrelerde kendimize ait t-şört bastırmamızı ve bunun topluluğun ciddiyetini yansıtacağını belirtti.

Kısaca alnızımızın akıyla çıktı bu işten.. Şimdi bir daha ki konferans 9 aralıkta ve o esas konferansımız. Gazamız mübarek ola.. :)